Türkiye’nin en çok gelişme vaadi taşıyan şehirlerinden biri Tekirdağ…
Üretimde Türkiye 5.si, ihracatta 2.si, tarımda 4.sü.
Yani rakamlara bakarsanız, bu şehir bir kalkınma hikâyesinin merkezinde duruyor.
Avrupa-Anadolu yol güzergâhında olması, İstanbul gibi bir metropole komşu bulunması, denize kıyısı ve dünyanın ikinci büyük limanına sahip olması başlı başına avantaj. Üstelik hâlâ keşfedilmeyi bekleyen eşsiz doğal güzellikleri var.
Ama ne yazık ki tüm bu artılar, Tekirdağ’da yaşam kalitesini yükseltmeye yetmiyor. Çünkü ekonomik başarıyı, tek başına coğrafya ve sanayi sıralaması getirmiyor.
Tekirdağ’ın temel sorunu, etkili temsil kabiliyetinin olmaması.
Siyasette, bürokraside ve sivil toplumda bu kenti gerçek anlamda sahiplenen, mücadele eden güçlü isimler yok.
Evet, TBBB Başkanı Tekirdağlı oldu. Ana muhalefet partisinde ikinci başkan Tekirdağlıydı. Ama hiçbirinin Tekirdağ’la gönül bağı ya da iradesi, kentin kaderini değiştirmeye yetmedi.
Bugün adını övünçle andığımız iki kişi var: TSO Başkanımız Cengiz Günay ve Süt Üreticileri Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin. İkisi de bulundukları kurullarda Tekirdağ’ı bir nebze temsil edebildiler.
Fakat yetmiyor.
Çünkü sanayide üretimin %80’ini yapan firmalar Tekirdağlı değil. Yatırımcılar burada ikamet etmiyor. Kentin gelirinden faydalanıyorlar ama Tekirdağ’ın sosyal dokusuna, kültürüne, sorunlarına sırt çeviriyorlar.
Bir zamanlar vali veya kaymakam olarak görev yapmış isimlere umut bağlayacak kadar yalnız kalmış bir şehir burası. Şimdi herkes, eski Tekirdağ Valisi ve bugünün İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan bir ışık bekliyor.
Peki Tekirdağ nasıl toparlanabilir?
Önce şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:
Hiçbir şehrin potansiyeli, sahip çıkan insan kaynağı olmadan açığa çıkmaz.
Bugün Tekirdağ’ın kalkınması için birkaç somut adım şart:
Siyasette, Ankara’da Tekirdağ’ı ısrarla gündemde tutacak isimler yetiştirmek.
Bürokrasiye genç, vizyoner, liyakatli kadrolar kazandırmak.
Yatırımcılara burada yaşama, kök salma mecburiyeti getirecek teşvik ve modeller oluşturmak.
Sivil toplum kuruluşlarında daha etkili temsilci yetiştirmek.
Kentin markalaşmasını hedefleyen güçlü bir tanıtım seferberliği başlatmak.
Özetle, Tekirdağ’ın esas problemi aidiyet eksikliğidir.
Bu şehri sahiplenen insanlar çoğaldığında, potansiyeli de kaderi de bambaşka bir yere evrilecektir.
Yoksa üretimde birinci de olsanız, ihracatta zirveye de çıksanız, Tekirdağ sadece tabelada güçlü bir şehir olarak kalır.