Yaklaşık 300 milyon avroluk bir kadro, sahada tek bir şut üretemedi. Evet, tek bir şut. Fenerbahçe taraftarı, dünyanın her yerine yayılmış koca bir camia, yıllardır hayalini kurduğu Şampiyonlar Ligi sahnesinde bu oyunu mu izlemek zorunda?
Mourinho, milyonlarca avroluk maaşıyla Fenerbahçe’nin başında ama soruyorum: Bu takım sadece Anadolu takımlarını yenmek için mi sahaya çıkıyor? 17 yıldır Şampiyonlar Ligi hasreti çeken Fenerbahçe, bu şekilde mi elenmeliydi? Sahada ne hırs var, ne düzen, ne de top yapacak bir oyun aklı. Sadece hedef: topu savunmak.
Kenarda sanki futbolun kurallarını reddeden bir teknik direktör var. Tüm köşe vuruşları ön direğe açılıyor ama orada bir tek oyuncu yok. Rakibin duran topları sürekli tehlike yaratıyor. “Uzun” dediğimiz Fenerbahçe, bütün uzun topları kaybediyor.
Son dakikalarda Fenerbahçe bir duran top kazanıyor. Kaleci Livaković ileri çıkmak istiyor, Mourinho izin vermiyor. Peki bu maçta risk alınmayacaksa ne zaman alınacak? Duran sakatlanıyor, doktorlar değişiklik işareti yapıyor ama kenardan bir reaksiyon yok. İrfan Can neden oyuna girmiyor? Forvetler ceza sahasında sadece beş kez topla buluşuyor. Büyük takım böyle oynatılır mı?
Sürekli rakibi öven, kendi oyuncularını baskı altına sokan bir teknik direktörle kritik maçlara nasıl hazırlanılır? Taraftarın en çok sorduğu soru şu: Mourinho’nun Fenerbahçe’ye artısı ne oldu? Devraldığı takıma ne kattı? Yönetim ve camiaya hangi güveni verdi? Bir zamanlar Fenerbahçe taraftarı yönetime öyle bir baskı kuruyordu ki, başarısız teknik direktörler istifaya zorlanıyordu. Peki şimdi neden sessizlik hâkim?
Fenerbahçe sahada sadece savunmayı düşünerek büyük takım kimliğini koruyamaz. Bu camia risk almayı, kazanmak için savaşmayı hak ediyor. Mourinho, Fenerbahçe’yi çok büyük paralar harcayıp bir şey üretemeyen Arap takımlarına mı çevirdi? Bazı sorulara siz cevap verin. Burada tek konuşulması gereken konu Mourinho’nun adı değil, Fenerbahçe’nin büyüklüğü olmalıdır.
Bu maçın başka bir hikâyesi de var. Sadece Fenerbahçe’nin başına gelen hikâyeler. Kura çekilmeden başlayan Kerem Aktürkoğlu transfer süreci… Uçaklar indi, kalktı, günlerce gündem oldu. Kerem, Fenerbahçe’ye gelemedi ve o Kerem, Fenerbahçe’ye öyle bir gol attı ki; 17 yıllık hasret 18 yıla çıktı.
Fenerbahçe’ye Avrupa Ligi’nde başarılar dilerim.
Haber-Analiz: Terilgenbudun
Fotoğraf: İHA