Köşe Yazıları

Köşe Yazıları kategorisi tema ayarlarından “Özel Kategori” olarak belirlenmiş bir kategoridir. Bu şekilde belirlediğiniz kategorilerde üst geniş sidebara, sağ sidebara ve konu listesi üstündeki sol sidebara kategoriye özel istediğiniz bileşenleri (manşet, kategori reklamı, öne çıkanlar vs) ekleyebilirsiniz. Bu örnekte olduğu gibi sağ sidebarı boş bırakarak tam sayfa bir görünüm de elde edebilirsiniz.
Bazı bayramlar vardır… geçmez.Takvim değişir, insanlar değişir, şehirler değişir ama o bayram bir yerde kalır.Düşündüm de benimki bir beyaz mendilin içinde kaldı. Evet önümüzde yine bir bayram. Herkesin telaşı aynı; koşuşan insanlar,temizlikler, alışverişler, mesajlar… Ama ben her bayram yaklaşırken aynı...
Marmara Denizi’nin kıyısında, devasa bir sanayi ve tarım yükünü omuzlayan Tekirdağ, ne yazık ki jeolojik bir saatin üzerinde sessizce bekliyor. Bilim "kırılacak" diyor, Belediye "hazırlanıyoruz" diyor; ancak Ankara’nın kentsel dönüşümdeki sessizliği, şehri felaketin eşiğinde bırakıyor.
09.03.2026
Geçen gün eski bir skeci yeniden izledim. Güldür Güldür‘den bir sahne. Uzaylıların dünyadaki tüm erkekleri kaçırdığı, yeryüzünde yalnızca kadınların kaldığı absürt bir senaryo. Spiker sesleniyor ekrandan: “Yıllar sonra ilk kez kadın ölümleri yüzde sıfır olarak açıklandı!” İnsan gülüyor. Ama o...
Şaşırdınız, değil mi?“Erkekler Günü mü var şimdi?” diye…Bırakın artık kadınlar; bir günle sınırlı olsun, o gün bugün de erkeklerin olsun.Sabah işe koşturan, duraklarda servis bekleyen erkekleri durdurun; çiçek verin, kahve ikram edin, sahte gülücüklerle yüzüne dümdüz bakın. Hatta “Erkek Hakları”...
Bugün İstanbul Çekmeköy’de bir lisede yaşanan acı olay beni derinden sarstı. Kiminiz duydunuz, kimimiz günlerin karmaşasında farkına bile varamadı; ama yitip giden bir can var ortada. İki eğitimci ve bir öğrenci yaralandı, hastaneye kaldırılan öğretmenlerden biri kıymetli öğretmenimiz Fatma Nur...
Ekonomik krizin her geçen gün büyüdüğü, "geçim" derdinin evin baş köşesine oturduğu bir dönemden geçiyoruz. Böyle dönemlerde yerel yönetimlerin görevi sadece yol yapmak veya çöp toplamak değil; halkın sofrasındaki ekmeği, üreticinin toprağındaki bereketi ve çocuğunun geleceğini de korumak. Candan Yüceer...
Tekirdağ siyasetinin gündemine düşen bir eleştiri, aslında Türkiye genelinde yerel yönetimlerin kronikleşmiş bir yarasına tekrar dikkat çekti. Gelecek Partisi Tekirdağ İl Başkanı Recep Nişancı, belediye başkanlarının belediye bütçesini kullanarak kendi kişisel reklamlarını yapmalarını sert bir dille eleştirdi. Bu eleştiri, sadece...
“İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;Yavaş yavaş sallanıyorYapraklar, ağaçlarda” –Orhan Veli Kanık Avrupa Yakası’ndan Asya’ya doğru geçiyorum, Orhan Veli’nin dizeleri beynimde yankılanırken bir yandan da şehrin sesini dinliyorum. Gözlerim açık ama zihnim dalgın. Direksiyonun önünde uzanan asfalt, iki...
Kentsel dönüşümde yeni dönemi konuşurken herkes depremi, yasayı, belediyeyi tartışıyor. Hatta bir önceki köşe yazımda bende belediye yönünü açıklamaya gayret etmiştim. Ama masanın bir köşesinde sessizce oturan birileri daha var. Küçük ölçekli müteahhitler.Ve 4 Şubat 2026 sonrası tabloya bakınca şunu...
“Kentsel dönüşümde deprem var” başlıklı yazımda meselenin en temel gerçeğine dikkat çekmiştim: Bu ülkede dönüşümün asıl nedeni rant değil, deprem olmak zorunda. Riskli yapı gerçeğiyle yüzleşmeden, bina güvenliğini öncelemeden yapılan her tartışma eksik kalır demiştim. Ancak o yazımda özellikle çok...
14.02.2026
Yine dersteyim. Konu döndü dolaştı, yapay zekâya geldi. Sınıfta her zamanki iki duygu yan yana oturuyor. Kaygı ve heyecan. Öğrencilerimin gözlerinde ikisini de aynı anda görmek mümkün. “Hocam meslekler bitecek mi?” sorusuyla parlayan bakışların içinde, aynı anda “Biz bu çağın...
Kentsel dönüşümde yeni düzenin adı henüz konmadı ama pratiği oldukça net:%50 + 1 yeter, gerisi ayrıntı. 04 Şubat 2026 tarihli yönetmelik değişikliğiyle devlet açık bir tercih yaptı.“Uzlaşma zor, deprem gerçek; o hâlde hızlanıyoruz” dedi.Bu yaklaşımı tümüyle haksız saymak olmaz. Haklılık...
Türkiye’de emeklilik artık “çalışma hayatının ödülü” değil; uzun süren bir sabır testinin final turu. Maaşlar yetmiyor, kiralar beklemiyor, faturalar emekliye saygı duymuyor. Emekli olmak, dinlenmekten çok idare etmeyi öğrenmek anlamına geliyor. Tam da bu tabloya yeni bir çözüm başlığı ekleniyor: Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)....
Trakya’da sanayinin başka bölgelere taşınması konuşuluyor. Kimi “çevre rahatlar” diyor, kimi “ekonomi zarar görür”. Ama kimse asıl soruyu sormuyor:Sanayi gidince Trakya’da ne kalır? Çünkü sanayi sadece fabrika değildir ki. Sanayi; yol, altyapı, plan kararı, imar beklentisi ve en önemlisi arazi...
O günü şimdiye kadar yazamadım. Şu anda saat 04.17, tarih 6 Şubat 2026. Televizyonda deprem anma programları.. O gün oradaydım, Malatya’da babamın evinde.. Telefonumla çektiğim fotoğraflara ve videolara bakma cesaretini ilk kez gösterebiliyorum.. Şimdi karşımdalar.. Daha önce ailemle birlikte yaşadığım...
Depremin yıldönümünde bu sefer yazı yazmamaya karar vermiştim. İçimdeki umutsuzluk mutsuzluk yoğun bastı sanki. İsyanımı bu kez seslendirmeyecektim.Susmanın da bir yas biçimi olabileceğine kendimi ikna etmeye çalıştım.Ama yine olmadı! Yapamadım.Yazmadan duramadım… Çünkü depreme, depremde kaybettiklerimize, bu ülkeye duyduğum acıyı başka...
Duydunuz değil mi? Taliban, kız çocuklarının eğitimini yasakladı. Okul kapıları yalnızca kilitlenmedi; bilgiye açılan bütün pencereler karartıldı. Kız çocukları artık yalnızca evin içinde, görünmez bir geleceğe mahkûm ediliyor. Gerekçe tanıdık: “Gelenek”, “ahlak”, “toplumun düzeni”. Ben bir TÜRK KADIN MÜHENDİSİM. Devletimin bana verdiğin...
Mestan Özcan’ın lokantalarında hiç köfte yemedim. Mesele tamamen duygusal! Kendisi de duygusal biriymiş! 500 bin lirayla geçinemediğini söylediği “dost sohbeti”nin sosyal medyada geniş yer bulması üzerine yaptığı açıklamada, yapılan yorumları üzülerek müşahede ettiğini dile getirmiş. Bu duruma düşmüş olmasına Tekirdağlılar...
Son günlerde sıkça konuşuluyor, haberlere konu oluyor, duyuyor, izliyoruz“Sanayi Marmara Bölgesinden Anadolu’ya kaydırılmalı.”Gerekçe hazır: Deprem. Türkiye’nin en büyük sanayi havzasının, en riskli fay hatlarından biri üzerinde bulunması elbette büyük sıkıntı ve tehlike. Ama durup sormak gerekiyor:Sanayi gerçekten deprem yüzünden mi...
O yıllarda üniversite öğrencisiydim ve o gün Ankara’daydım.Hayatımda ilk kez bir ölüm haberinin dersleri susturduğunu gördüm..Şaşkın olan bizler, gençliğin ortasında ilk kez “bu ülkede gerçeğin bir bedeli var” duygusuyla tanışıyorduk. Bir gazeteci öldürülmüştü. Ve biz, neyin kaybedildiğini henüz tam adlandıramıyorduk....
Tükettikçe de tükendik…! Çılgınca…Şuursuzca…Hedefsizce…Hem de hiç durmadan.“Bugün hangi konuya yoğunlaşsam?” diye düşünürken, her sabah başka bir tüketimle uyandığımı fark ettim. Alarmı kapattığım an başlıyor her şey. Daha gözler tam açılmadan…Zamanı tüketiyoruz önce. Dakikaları çalıyoruz kendimizden. Günü, başlamadan yemeye koyuluyoruz. Sesi...
İneklerin bir suçu yok ki.Onlar sadece Möö diyor.Ne imar biliyorlar, ne ÇED, ne de plan…Ama etraflarında dönen planlar öyle pek de masum gözükmüyor, ne dersiniz?Bu ses sadece bir hayvan sesi değil; riskin, planların, rantın ve sanayi baskısının habercisi sanki. Angus...
……….. günü kutlu olsun ……….. gününüzü kutluyorum ………… kutlar, sağlık ve başarılar dilerim.
Elveda dediğimiz 2025, bizlere hiç ama hiç kolay davranmadı. Sabrımızı sınadı, umutlarımızı yokladı.
Kendi de adı da soğuk gelir bana kelepçenin. Gri, sert bir demir bağlaç… Kalem kadar sıcak, kalem kadar insana ait bir nesneyle buluşması ise başlı başına ironiktir.
BÜLENT KUTLUTÜRK YAZDI... Kentleri insanlara benzetirim hep. İstanbul ne kadar psikopatsa, İzmir o kadar güzel, Ankara hırçın bir ruh. Adana öfkeli ve isyankar, Mersin uyuyan güzel, Antalya saçlarından asılmış Rapunzel. Tekirdağ mı?
08.12.2025
Bu yazıyı, içimde giderek ağırlaşan bir hayal kırıklığıyla yazıyorum. Haftalık koromuz vardı. Samimiyetle söyleyebilirim ki akademik hayatın yoğun döngüsünde, öğrencilerle yaptığım toplantıların arasında, evde bitmek bilmeyen işlerin gölgesinde nefes aldığım nadir anlardan biriydi dahil olduğum bu koro. Sevilen bir sanatçının...
Ve yine isminde KADIN geçen; ama gerçekte hayatlarımızı değiştirmeyen bir gün… 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü.Kutlu olsun mu, bilemiyorum.Belki de “kutlu olsun” demekten çok, “artık yeter” deme günü bugün. Kadının olduğu her günü önemserim.Çünkü biz, takvimlerde işaretlenen birkaç “özel gün”den ibaret...
11.11.2025
Dün akşam eski bir satranç takımını çekmecemin dibinde buldum. Taşlar toz içinde, tahtanın bir kenarı kırık, ama o klasik siyah-beyaz kareler hâlâ duruyordu.
23.10.2025
Fikir özgürlüğü, kürsü özgürlüğü, düşünce özgürlüğü… Siyasi partilerde ve ülke yönetimlerinde bu kavramlar vatandaşın kulağına hep hoş gelir. Çünkü demokrasi, halkın sesinin yankısıdır. Ancak gelin görün ki, CHP’nin yıllardır “demokrasi” adına savunduğu bu kavramlar partiyi bir türlü iktidara taşıyamıyor. Bir...